15 Şubat 2011 Salı
Tiramisu Deyince
Tiramisuyu nasıl anlatabilirim acaba diye düşünürken; damağıma dokunan koyu kakaonun hafif acımtırak ve toz hissini hatırlayıverdim.
Evet aslında tiramisunun kalitesini hissedebilmem için o kakao etkilemeli beni önce. Çünkü tiramisuyu ilk ağzıma aldığımda ilk önce kakaosunu hissediyorum, eğer o sınavı geçerse sonra kremasının ne kadar güzel olduğunu düşünüyorum.
Sütünü, peynirini, yumurtanın yumuşaklığını ne kadar hissediyorum diye düşünüyorum. Acaba ne kadar mayhoş derkeeeen kedi dilinin ıslağı karışıveriyor araya beni unutma diye. Olur mu hiç dememe kalmadan kahvesi öyle bir ben buradayım diyor ki; neyle birlikteydi bu kahve diye düşünemiyorsun, çünkü o kadar özgür, bağımsız geliyor lezzeti.
Zaten ben lezzetleri bir arada damağıma alıp, onları zihnimde ayrıştırmayı çok seviyorum. Önce dilimde hissedip, onların ne olduğunu idrak edip, hangisiyle birbirine ne kadar çok yakıştığını keşfetmeyi seviyorum.
O birbirine yakışma kombinasyonlarını keşfe bayılıyorum.
Tiramisu için de bu hem bisküvisini hem kremasını hem de kakaosunu aynı anda çatalda görüp tatmam oluyor; bisküvisi dilimiz üzerine ezilerek kahvesini bırakırken aynı anda damağım kakaoyu ayrıştırıp kremaya ulaşıyor ki döne dolaşa en güzel lezzetleri veriyorlar, boğazımdan geçerken de üzülüyorum, hiç bitmesin bu şölen istiyorum.
Hele ki en son bir İtalyan aşçının elinden Tiramisu yediğimde gerçekten dilimden dökülen tek söz “Allah’ım nolur hiç bitmesin” idi!!!
Nasıl yaptığını sorduğumda benim bildiğimden yaptığımdan bir farkı yoktu derken farkı keşfettim;”mascarpone” peyniri büyük etken. Ama sonuçta bir itaynanın elinden çıktı o kadar da fark olsun dedim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder